Cumartesi, Hazirane 7, 2008 - İstanbul'da Deprem...
İstanbul'da dün gece 01:57'de Eyüp Kemerburgaz merkezli bir deprem meydana geldi.
Bu ve bunun gibi depremler sürekli meydana geliyor. Ya biz farketmiyoruz ya da farketsekte anlık korku etkisinden bir süre sonra kurtulup riski tekrar unutuyoruz.
İstanbul, geçmişte yaşadığımız tecrübelerede dayanarak depremin geleceği belli olan yerlerden birisi. Bunuda sürekli olarak insanlara hissettiriyor İstanbul'un altı! Ama bizler nedense deprem olduktan sonra çok korkuyor ve ondan sonra tekrar eskisi gibi hayatımıza devam ediyoruz. Yani ne kadarımızın böyle yaptığını bilmiyorum ama oldukça fazla olduğuna eminim.
Deprem araştırmacılarının, bilir kişilerin ve bir çok kişinin ne dediği her gün haber bültenlerinde yayınlanıyor ama onların ne dediği aslında tedbir almamız gerektiği gerçeğinden fazla önemli değil. Zaten onlarda söyledikleri şeylerin ardından tedbir almamız gerektiğini vurguluyorlar.
Deprem gerçeğini unutmayalım ve tedbir alalım. Ne demişler deprem öldürmez, bina öldürür!
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazar, Mayıs 27, 2007 - 29 Mayıs İstanbul'un Fethi'nin 554. Yılı

FATİH SULTAN MEHMED

FATİH SULTAN MEHMED'İN İSTANBUL'A GİRİŞİ

FATİH'İN GEMİLERİ KAYDIRMASI
29 Mayıs Fatih Sultan Mehmed padişahımızın güzel İstanbul'u fethettiği gündür. Yaklaşık 1000 yıl hüküm süren Bizans İmparatorluğu'nu deviren ve aynı zamanda 900 yıl önce yaşamış olan peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v.)'in övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmed sadece 21 yaşında idi. Askeri ve idari yönetimdeki ilim ve becerisi, dine bağlılığı ve adli kişiliği ve de özellikle hocası Akşemseddin'e olan bağlılığı onu İstanbul'u fethetme başarısına taşıyan önemli etkenlerdir.
Çoğumuz İstanbul'un fethi dendiğinde sadece Fatih Sultan Mehmed'in kendi başına olan mükemmeliyetini düşünürüz. Fakat İstanbul'un fethinde büyük rolü olan diğer bir kişi Fatih Sultan Mehmed'in değerli hocası Akşemseddin'dir.
Akşemseddin hakkında yazılan kitaplardan biri yazar İbrahim Koç'un kitabıdır. Bu kitabın adını da İbrahim Koç: "İstanbul'un manevi Fatihi Akşemseddin" şeklinde belirlemiştir. Bu kitaptan Akşemseddin ve Fatih'le ilgili kısa bir alıntı yapmak istedim:
"Akşemseddin'siz Fatih, Fatih'siz de Akşemseddin düşünülemez. Nasıl ki ruhla ceset bir araya gelip insanın yaşamasına ve var olmasına vesile oluyorsa, aynı şekilde İstanbul'un fethinde Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'un fethinin maddi yönü, Akşemseddin de manevi yönü idi.
Böylece Osmanlı bir vücut gibi ayağa kalktı. Bizans İmparatorluğunun başına bir yumruk gibi indi. Hadis-i şerif'e mazhariyetini gösterdi. İslamiyet'i dünyaya duyurdu."
İşte bu yazıdan da anlayacağımız gibi İstanbul'un fethini düşünürken ve anlarken Akşemseddin'in varlığı göz ardı edilmemelidir. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'un fethindeki manevi desteği ve kaynağı Akşemseddin'den gelmiştir. Fetih sırasında Fatih Sultan bir çok kez umutsuzluğa uğramış ve başarısızlık korkusuna kapılmıştır fakat Akşemseddin ona gereken desteği sağlamış ve sabır göstermesini söylemiştir. Bu sayede İstanbul'un fethi başarılı olmuştur.
İstanbul 554 yıldır bizim soyumuza aittir. Türk ve Müslüman elinde İstanbul umarız ki huzur içindedir. Ve sonsuza kadar da İstanbul, Türk Müslüman toprağı olarak kalacaktır. Tabi biz gereken önemi ve değeri gösterip onu korursak...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cuma, Mayıs 18, 2007 - 19 MAYIS GENÇLİK ve SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN!!!

19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı tüm Türk gençlerine hayırlı ve kutlu olsun!
Atatürk'ümüzün yukarıdaki sözünden de anlıyoruz ki Atatürk gençlere çok önem vermiş, gözünde ve kalbinde canından malından her şeyinden değerli olan vatanını bizlere emanet etmiştir. Ve bu emaneti bizim gibi onu anlamış gençlere vermekten de çok memnun ve mesud olduğunu ifade etmiştir. İşte bugün ve bugün dahilinde hergün onu anlama, yaşatma ve yeni nesillere aktarma günüdür.
Bugün her yerde, tüm okullarda, stadlarda Atatürk'ümüzün gelecek nesillerdeki gençlerine hediye ettiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramı kutlanacaktır. Farklı yaşlarda tüm gençler bir çok oyun, gösteri sergileyeceklerdir. Fakat bunlardan çok daha önemli olan şey bu günün anlam ve önemini idrak etmektir. Atatürk'ün bugünü bize neden verdiğini, bu günde o yıllarda neler yaşandığını, Atatürk'ün gençleri neden bu kadar sevip neden vatanını gençlere emanet ettiğini anlamak ve halkımıza anlatmaktır. Şu an ki gençler yani bizlerde aldığımız bu bilgiler doğrultusunda hayatımıza yeni bir bakış getirmeli, kendimizi değerlendirmeli, gençliğimiz nasıl kullandığımızı anlamalı ve önümüzdeki hayatımız için neler yapacağımızı düşünmeliyiz.
Atatürk'ün hediyesi olan bu günü, gereği gibi kutlayıp değerini anlamamız dileğiyle...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Nisan 23, 2007 - 23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenlikleri

23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliğine İlişkin İstatistiki Bilgiler Dünyada kutlanan ilk ve tek çocuk bayramı olan Uluslararası 23 Nisan Çocuk Bayramı 1979 yılından bu yana tüm dünya çocuklarını kucaklıyor. Bayrama bu yıla kadar 90 farklı ülkeden 20.000 çocuk ve 5000 grup lideri katıldı...
Şenliğe katılım her geçen sene daha da artıyor.Geçen sene katılan ülke sayısı 36 iken bu sene katılan ülke sayısı 58. Şenlik tarihi boyunca Türkiye, her yıl ortalama 27 ülkeden 600 çocuk ve 165 grup liderine ev sahipliği yaptı.
Dünya'nın hiçbir ülkesinde çocuklara bizim kadar değer veren bir önderin, liderin bulunmaması hem sevindirici hem de üzücü.Üzücü olmasının sebebi diğer ülkelerin çocuklara pek değer vermemesi ve onlara özel bir bayram bırakamamış olmalarıdır. Sevindirici olan ise tüm dünyada bizim bu konuda ayrıcalığımızın olmasıdır. Ayrıcalıklıyız. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk gibi bir önderimiz, liderimiz, atamız, kurucumuz ve kurtarıcımız var. O insan ki Avrupa'lı devletlere artık boyun eğmiş bir devletin içinden doğan bir güneş olup ülkesini, insanlarını huzura ve refaha kavuşturdu. Bu görevi yaparken ne mal ne can ne kariyer kaygısındaydı. Sadece Türkiye'yi Türk milletini boyun eğmekten, himaye altına girmekten kurtarmaktı amacı. O da diğerleri gibi hiç birşey yapmayıp himaye altına girmeyi kabul edebilirdi. Canını sevip boyun eğebilirdi ama yapmadı. O Türk milletinin asilliğini, kudretini unutturmadı ve insanları arkasına alarak bir dirilişe bir uyanışa bir zafere imza attı.
Bu zaferle Atatürk her zaman bir özelliği olarak söylenen ileri görüşlülüğünü tekrar kullandı ve çocukları unutmadı. Bu günü 23 Nisan'ı çocuklara armağan etti. Onun 23 Nisan'ı çocuklara armağan etmesi şu an ülkemizin en az 60 ülke için saygınlığını kazanmasına vesile olmaktadır. Onun sayesinde 20000 çocuk çocukluğunun bayramını yaşadı. Farklı bir ülkede çocuk oldukları için gösterilen saygının rahatlığını huzurunu yaşadı.
Bu günleri görmemizi, çocuk sevgisinde dünya merkezi olmamızı ve çağdaş bir devlet olmamızı sağlayan Mustafa Kemal Atatürk'e ve ona güvenip, arkasından onun ilerlediği yolda gözünü kırpmadan yoluna devam eden, vatanı uğruna canını, malını feda eden şanlı Türk milletine dualarımızı eksik etmeyelim. Unutmayalım ki onlar sayesinde özgürüz, onlar sayesinde güçlüyüz, onlar sayesinde mutluyuz.
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Pazartesi, Nisan 9, 2007 - Bir Günlüğüne Bilim Adamı Olalım...
08 Nisan Pazar günü Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi'nde "Bir Günlüğüne Bilim Adamı Olalım" adlı bir atölye çalışması yapıldı.Çalışmaya İstanbul daki Devlet okullarından 180 öğrenci katıldı. 40-45 öğrencide Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi'nden katıldı. Yaklaşık 234 öğrenci bu projede aktif rol oynadı.
Projenin amacı ATA adı verilen Uzay Asansörü'nün oluşturulmasıydı.Tabiki gerçekleşmesi yıllar sürecek olan bir projeyi bir günde yapacak değildik ama en azından bir gün boyunca ciddi anlamda onun hakkında uğraş verdik.ATA Uzay Asansörü'nün oluşmasında etkili olan 18 tane konu 18 gruptan oluşan öğrencilere dağıtıldı.Herkes tüm gün boyunca o konuyla uğraştı.Amaç bilim adamı gibi bir şeyler üretmek ve kendimizi bilim adamı gibi hissetmemizi sağlamaktı.
Gerçekten de sağlandı.Çalışmaya bizzat katılmış olmamdan dolayı müthiş gururlu ve sevinçliyim.Öyle bir ortamda bulunmak insana çok büyük gurur veriyor.Sistem o kadar güzel ayarlanmış ki, program o kadar uygun ki insanın gözü o gün projeden başka bir şeyi görmüyor.Yani o gün bize bilim adamlarının nasıl çalıştığını öğrettiler.
Projenin doğuşu Çapa Çok Programlı Lisesi Kimya Öğretmeni Hilal Yılmaz'ın kafasında bu projeyi tasarlaması ile başlıyor.Serkan Anılır'la projenin gerçekleşmesini kararlaştıran Hilal Yılmaz gidip İl Milli Eğitim Müdürü ile bu konuyu konuşmuş.Hilal Yılmaz Serkan Anılır'ın ismini verince .. direkt "Projenin ne olduğu önemli değil, yapıyoruz." cevabını vermiş.Gün belirlenmiş ve proje yapılma aşamasına gelmiş.Biz de bu projenin bir parçası olmaktan çok büyük gurur duyduk.
Çalışmanın sonunda tüm öğrenciler büyük konferans salonunda toplandılar.Tüm gün çalışma yapan grupların grup liderleri ve sunum sorumluları projeyi yaklaşık 250 kişinin önünde sundular.Serkan Anılır'ın, İl Milli Eğitim Müdür yardımcılarının, Leman Dergisi'nin gün boyunca proje çizimlerinde emeği geçen çok değerli karikatüristlerinin ve Hilal Yılmaz'ın konuşmasıyla proje sonlandı.17:00 de bitmesi planlanan çalışma ancak saat 20:00 de bitebildi.
Herkes çok yorulmuştu ama değdi doğrusu.Bilim ve Teknoloji'nin var olduğu her alanda biz Türk gençleri gözümüzü kırpmadan çalışmalı ve bir şeyler üretmeliyiz.Avrupa, Japonya ve Amerika'da üretilen teknoloji ürünlerini hazırlayanlar bizden farklı insanlar değiller.Tam tersine biz onlardan soy, tarih, akıl, zeka, genç nüfus, coğrafi yapı ve daha bir çok konuda üstünüz.Bilim alanında Türkiye'nin ve Türk gençlerinin çok daha ilerlerde olacağına yürekten inanıyorum...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
"Kitap altın bir kafes, ilim içinde kuştur, kafesi satın alan, kuşa sahip olmuştur." İmam-ı Rabbani
Kategoriler
Arkadaşlarım
• cematam • anilir • 07biyolog07 • haticesenturk
|